25 Mayıs 2008 Pazar

DIYABET NEDIR

Temel Bilgiler

Diyabet, yani şeker hastalığı, vücutta üretilen insülin eksikliği sonucu ortaya çıkan, kan şekerinin yükselmesi ve bundan kaynaklanan çok su içme, çok idrara çıkma gibi bulgularla karakterize olan kronik bir hastalıktır.

Sağlıklı kişilerde kan şekeri belli bir seviyede bulunmaktadır. Pankreas tarafından salınan insülin, kan şekerini kontrol altında tutabilmek için belli bir sistemde çalışır. Vücutta insülin üretiminde veya kullanımında ortaya çıkan sorunlar sonucunda kan şekeri yükselir ve diyabet ortaya çıkar.

Diyabet belirtileri

  • Sık idrara çıkmak
  • Çok su içmek
  • Çok fazla yemek
  • Kilo kaybı
  • Sık enfeksiyonlar
  • Bitkinlik/yorgunluk
  • Kuru deri
  • Bulantı/kusma

Diyabet Tipleri

Tip 1 Diyabet

Gençlik çağı diyabeti olarak da adlandırılır. Genellikle 5-15 yaşlarında ortaya çıkar konulur.

Tip 1 diyabette pankreasın insülin üreten hücreleri sebebi bilinmeyen bir şekilde yıkılır. Dolayısıyla pankreas çok az insülin üretir ya da hiç üretemez. İnsülin olmadan şeker kullanılamaz ve kan dolaşımında kalır. Bunun sonucunda da kan şekeri yükselir.

Tip 1 diyabetin belirtileri genellikle aniden başlar.

Tip 1 diyabetlilerin hastalığın başlangıcından itibaren insülin kullanmaları gerekmektedir.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabet sıklıkla orta yaşın üzerinde, diyetinde yağlı yiyecekleri bol oranda tüketen şişman ve hareketsiz bireylerde daha sık görülür. Genellikle ailede diyabetli bireyler vardır. En sık görülen diyabet tipidir. Türkiye’de yaklaşık 2.5 milyon tip 2 diyabetli olduğu tahmin edilmektedir.

Tip 2 diyabette pankreas insülin üretir ancak miktarı yeterli değildir ya da yeterli derecede kullanılamaz.

İlk başlarda insülin üretimi tamamen bozulmamıştır. Çoğunlukla başlangıçta diyet, egzersiz ve ağızdan kullanılan ilaçlarla tedavi edilebilir. Ancak bir süre sonra, pankreastaki insülin üreten hücrelerin fonksiyonlarının bozulmasından dolayı insülin tedavisine gerek duyulur.

Diyabet tanısı

Diyabet tanısı koymak için bakılması gereken kriterlerden biri “açlık kan şekeri ”dir. Açlık kan şekeri en az 8 saatlik açlığı takiben bakılan kan şekeri değeridir.

endo_1.jpg


Yükleme testi:

Şeker yükleme testi yine en az 8 saatlik açlığı takiben 300 ml su içerisinde 75 g. şekerin eritilerek içirilmesi ile yapılır. 2. saatte bakılan kan şekeri değerlerine göre tanı konur.



endo_2.jpg

Bozulmuş glukoz toleransı (gizli şeker) vardır ve bu hastalarda diyabet gelişme riski yüksektir. Bu nedenle bu hastaların takibe alınması, diyet ve egzersiz programlarına başlaması, kilo verdirilmesi, gerekiyorsa ilaç tedavisine başlanması uygundur.

Gebelik diyabeti

Gebelik diyabeti ilk kez hamilelik esnasında, gebelikten kaynaklanan hormon değişikliklerine bağlı olarak ortaya çıkan diyabettir. Daha önceden diyabetli olup daha sonra gebe kalanlara gebelik diyabeti denmez.

Hormonal değişikliklere bağlı olarak daha çok gebeliğin ikinci yarısında ortaya çıkar ve sıklıkla doğumu takiben tamamen düzelir.

Bu hastalarda, sakat doğuma yol açma riskinden dolayı kesinlikle şeker düşürücü haplar kullanılmaz. Gerekiyorsa gebelik sonlanana kadar insülin tedavisi uygulamak gerekebilir.

Bu grup hastalarda daha sonra tip 2 diyabet gelişme riski %40-60 civarındadır.

Gebelikte diyabet taraması yapılması gereken risk grupları şunlardır:

  • Ailesinde şeker hastalığı olanlar
  • 30 yaş üzeri gebelikler
  • Şişmanlık
  • İri doğum (4 kg ve üzeri doğumlar)

Gebeliğin 24-28. haftasından itibaren mutlaka gebelik diyabet taraması yapılmalıdır. İlk yapılması gereken 50 g. glukoz ile gebelik diyabet tarama testidir.

50 g. glukoz içirildikten 1 saat sonra kan şekerine bakıldığında 140/mg/dl ve üzeri değerler bulunursa 100 g. glukoz ile OGTT (oral glukoz tolerans testi) yapılır. Yapılan sonuçlarda en az iki değer aşağıdaki tablodaki değerleri aşmış ise “gebelik diyabeti” teşhisi konur.

100 g. Glukoz Testi

Açlik

105 mg/dl

1. saat

190 mg/dl

2. saat

165 mg/dl

3. saat

145 mg/dl

Gestasyonel diyabet tanısı konan hastaya tedavi hemen başlanmalıdır. Diyet uygulaması ile yeterli kan şekeri regülasyonu sağlanamayan gebeye derhal insülin başlanmalıdır.

Kan Şekeri Kontrolü

Diyabet tedavisinde amaç kandaki şeker miktarını normal değerler arasında tutmaktır. Buna “kan şekeri kontrolü” adı verilir.

Kanda uzun süre çok fazla şeker olursa (hiperglisemi), böbrek rahatsızlığı, göz hastalıkları ve kalp hastalıklarının ortaya çıkma olasılığı fazladır. Doğru besinleri alarak, doğru fiziksel aktiviteleri yaparak ve doğru ilaç tedavisini uygulayarak kan şekeri kontrol altında tutulabilir.

Hiperglisemi belirtileri ve nedenleri daha sonraki bölümlerde anlatılmaktadır.

Diyabet hastalarında kan şekeri normal seviyeden daha düşük bir seviyeye de düşebilir. Buna tıp dilinde hipoglisemi denir. Hipoglisemi belirtileri ve nedenleri daha sonraki bölümlerde anlatılmaktadır.

Hipoglisemi

Hipoglisemi kan şekeri düşüklüğü demektir. Hipoglisemi bulgularını “hisler” olarak nitelendirmek doğru olabilir çünkü bu bulgular hastaya kan şekeri düşüklüğünü haber verebilir ancak kan şekerinin gerçek değeri hakkında bir şey söylemez.

Hipoglisemi oluş nedenleri

  • Gereğinden fazla insülin veya şeker düşürücü hap alınması
  • İnsülin enjeksiyonundan veya şeker düşürücü ilaç alındıktan sonra yemek yemenin geciktirilmesi
  • Öğün atlanması
  • Normalden fazla egzersiz yapılmasıdır

Hipoglisemi belirtileri

  • Titreme
  • Terleme
  • Yorgunluk hissi
  • Açlık hissi
  • Dikkat dağılımı
  • Bulanık görme
  • Baş ağrısı
  • Sinirlilik hali

Hipoglisemi nasıl tedavi edilir?

Eğer kan şekerinin aşırı düştüğünden ölçüm yaparak emin olunduysa kan şekeri düzeyini yükseltmek için hemen şekerli bir şeyler yenmesi gerekmektedir. Bunun için 2- 3 adet kesme şeker yada 1 bardak meyve suyu içilebilir. 15 dakika sonra kan şekerinin tekrar kontrol edilmesi gereklidir. Hala düşükse aynı miktarda şekerli besin alınmalıdır.

Eğer kan şekeri düzeyinin düşmüş olabileceğinden şüphe ediliyor, ancak ölçüm yapılamıyorsa şeker içeren sıvı içilebilir veya yine 2-3 adet kesme şeker yenebilir.

Bilinç kapalıysa glukagon enjeksiyonu yapmak gerekebilir. Hipoglisemi bulguları kayboluncaya kadar egzersiz yapılmamalıdır.

Kan şekerini hızlı olarak yükseltmek amacıyla, özellikle hipoglisemi durumlarında, çikolata, dondurma, süt, baklava gibi yiyecekler yenmemelidir. Bu tür yiyecekler yüksek oranda yağ içerdiğinden kana geç karışırlar ve kan şekerini geç yükseltirler.

Bütün hastalar kan şekerinin düşmekte olduğunu fark eder ancak bazen bu durum herhangi bir belirti vermeksizin, birdenbire gelişebilir. Böyle bir olasılık nedeniyle, diyabetli bütün hastaların, kendilerindeki bu sağlık sorununu belirten “şeker hastası kimlik kartı” taşımaları tavsiye edilir.

Hiperglisemi

Hiperglisemi kanda şekerin normalin çok üstünde bulunması anlamına gelir.

Hiperglisemi oluş nedenleri

  • Uygun dozda ilaç kullanılmaması
  • Doz atlanması
  • Diyete uyulmaması
  • Egzersiz yapılmaması
  • Herhangi bir hastalık halinin olmasıdır.

Ateşli bir hastalık durumunda asla ilaçlarını kullanmayı bırakmayınız ve sık sık kan şekerinizi kontrol ediniz.

İlaçlarınızı almanıza rağmen kan şekeriniz düzene girmezse mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Hiperglisemi belirtileri

  • Daha fazla susama
  • Daha fazla acıkma
  • Sık idrara çıkma
  • Gece idrara çıkma
  • Daha fazla yorgunluk ve uyku hali
  • Bulanık görme
  • Yara ve kesiklerin geç iyileşmesi
  • Deride kuruma

Yukarıda yazılan belirtiler hissedildiği zaman mutlaka kan şekeri değerleri kontrol edilmelidir.

Eğer kan şekeri yüksekse;

  • Doktor veya beslenme uzmanı tarafından önerilen diyete titizlikle uyulmalıdır.
  • Diyabet ilaçları (hap ya da insülin) zamanında ve doğru olarak kullanılmalıdır.
  • Düzenli fizik egzersizleri yapılmalıdır.
  • Her gün kan şekeri kontrol edilmelidir.

Geçici kan şekeri yükselmeleri acil tedavi gerektirmez. Ancak mutlaka idrarda keton seviyesi bakılmalıdır. Bu insülin eksikliğinin bir bulgusudur. Eğer esktra insülin almanıza rağmen kan şekeriniz yüksek ve idrarınızda hala keton varsa mutlaka doktorunuza danışınız.

Diyabet Tedavisi

Beslenme

Doğru beslenme sağlıklı olmanın temel bir ilkesidir. Doğru beslenme, yalnızca diyabetliyi değil herkesi ilgilendirir.

Beslenme diyabet tedavisinde çok önemlidir. Her diyabetlinin uygulayacağı diyet o kişinin boy, ağırlık, fiziksel aktivite düzeyi, kullandığı hap ve/veya insülin tipi ve miktarıyla ve beslenme alışkanlıkları göz önüne alınarak oluşturulur. Diyet uzmanı tarafında oluşturulan beslenme programına uyulması kan şekeri kontrolü için çok önemlidir. Diyabetliler için her gün aynı miktarda ve aynı zamanda yemek yemek çok önemlidir. Kan şekeri değeri ne olursa olsun öğün atlanmamalıdır. Öğün atlandığı veya geciktirildiği durumlarda kan şekerinde önemli oynamalar oluşacaktır.

Egzersiz

Fiziksel egzersiz her birey için sağlıklıdır ve iyi kondisyonu olan bir vücut zor koşullara daha iyi dayanır. Yapılan çalışmalar egzersiz ile daha iyi kan şekeri kontrolü sağlandığını göstermiştir.

Diyabeti kontrol altında olan bir birey, diyabet hastası olmayan bireyler gibi egzersiz yapabilir.

Ancak kan şekeri 270 mg/dl’nin üstünde ve idrarda keton cisimleri varsa egzersiz yapılmamalıdır. Eğer insülin kullanılıyorsa ekstra insülin alarak kan şekeri normal seviyelere indirilmelidir.

Egzersize başlamadan önce, egzersiz sırasında ve sonrasında kan şekeri ölçülmelidir. Egzersiz sırasında çalıştırılacak olan bölgeye insülin enjekte edilmemelidir.

Egzersiz sonrası mutlaka kan şekerinizi kontrol edilmelidir. Ağır bir egzersiz sonrası kan şekeri çok düşebilir. Ayrıca geç saatte egzersiz yapıldıysa gece uyku esnasında kan şekeri düşebilir. Bu durumda gece yatmadan önce ara öğün alınmalıdır.

İlaç tedavisi

Şeker düşürücü haplar

Tip 2 diyabetli bir hastanın tedavisine öncelikle diyet ve egzersizle başlanır.

Eğer 1 ay içinde kan şekeri bu şekilde kontrol altına alınamıyorsa oral antidiyabetik denilen şeker düşürücü haplar kullanılmaya başlanır. Böylece diyet ve egzersizle ile yapılan tedavi, şeker düşürücü hapın da eklenmesiyle devam edilir.

Eğer kan şekeri haplarla kontrol altına alınamıyorsa, tedavi hedeflerine ulaşılamıyorsa, yüksek kan şekerinin vücuda zarar vermemesi için vakit kaybedilmeden insülin tedavisine başlanmalıdır. İnsülin kan şekerini kontrol altına alırken komplikasyonların gelişimini, yani vücudun zarar görmesini de engeller.

İnsülin tedavisi

İnsülin tedavisi “yerine koyma” tedavisidir. İnsülin tedavisinin amacı sağlam pankreasa benzer biçimde vücuda insülin verebilmektir.

İnsülin normalde vücudumuz tarafından üretilen bir maddedir. Fakat bazı nedenlerden dolayı tam olarak üretilemediği veya görevini yerine getiremediği zaman dışarıdan takviye edilmelidir. Yani dışarıdan verilen insülin vücuda yabancı veya zararlı bir madde değildir ve normalde vücut tarafından üretilmektedir.

İnsülin bağımlılık yapmaz.

İnsülin hap şeklinde kullanılmaz. İğne ile cilt altına enjekte edilmek üzere sıvı halde bulunur.

İnsülin enjeksiyonu sanıldığı kadar zor değildir. İnsülin iğneleri son derece incedir ve kesinlikle can yakmayacak şekilde tasarlanmıştır. İnsülin kullanması gereken hastalar ilk başta iğneden korkar ancak kısa zaman sonra kendi kendine insülin enjeksiyonu yapmanın aslında son derece kolay ve ağrısız bir işlem olduğunu anlar. İlk enjeksiyondan sonra bunun son derece kolay olduğu ve sağlıklı bir yaşam sürülmesi için gerekli olduğu görülmektedir.

İnsülin yaşam demektir.

Kimler insülin kullanmalıdır?

  • Tip 1 diyabetli hastaların pankreaslarında insülin üreten hücreleri tamamen tahrip olduğu için hiç insülin üretemezler. Bundan dolayı tip 1 diyabetli hastalar mutlaka insülin kullanmak zorundadır.
  • Tip 2 diyabet hastaları ilk başta şeker düşürücü ilaçlar ile tedavi edilirler. Fakat zamanla pankreastaki hücreler yorulduğu için bu haplar kan şekerini kontrol edemez hale gelir ve tip 2 diyabetli hastalarında insüline başlamaları gerekir.
  • Cerrahi operasyon geçirecek hastalar ve ciddi enfeksiyonu olan hastalarda geçici bir süre insülin tedavisi uygulanabilir.
  • Kan şekeri düşürücü ilaçlar sakat doğumlara yol açabileceği için gebe kalan veya gebelik diyabeti olan tüm hastalar insülin kullanmak zorundadır.

Diyabete bağlı göz, sinir, böbrek hasarı olan veya diyabetik ayak gelişen hastalar bu komplikasyonların daha da ilerlememesi için ve daha iyi kan şekeri kontrolü için insülin kullanmalıdır.

İnsülin Hakkında

İnsülin Nedir?

İnsülin, vücudumuzda pankreas adı verilen organdaki beta hücreleri tarafından salınan bir hormondur.

Enzimler tarafından parçalanarak şekere dönüşen yiyeceklerin, kandan hücre içine girişini sağlar. Kandan ayrılıp hücre içine giren şeker enerji üretmek için kullanılır.

İnsülin tedavisinin bütün amacı sağlam pankreasa benzer biçimde vücuda sürekli insülin sağlayabilmektir. Normalde gün içinde az miktarda insülin sürekli olarak salgılanmaktadır. Yemeklerden sonra ise, besinlerle alınan glukozu (şekeri) dengelemek için daha fazla insülin salgılanır.

endo_3.jpg

1921 yılında insülin keşfedildi ve 1922 yılında Eli Lilly ilk insülini üreten firma oldu. İlk olarak insülin ile tedavi edilen hasta 14 yaşındaki Leonard Thompson olmuştur. Aşırı yüksek kan şekerinden dolayı ölüm döşeğinde olan Leonard, 3 ay sonra normal kilosuna kavuşmuş ve sağlıklı bir çocuk haline gelmiştir.

endo_4.jpg


İnsülin serin ortamda saklanması gereken bir ilaçtır. Enjeksiyon kalemine yerleştirilmiş olan insülinler oda sıcaklığında saklanabilir ancak enjeksiyon kalmei direkt güneş ışığına maruz bıralkılmamalıdır. Yedek kartuşlar buzdolabının kapağında (2-8 ° C) saklanmalıdır.

Vücut İnsülini Nasıl Kullanır?

Yediğimiz besinler yemek borusundan geçerek mideye ordan da barsaklara geçer. Besinlerdeki glukoz barsaklardan kana karışır. Hücre içine taşınarak enerji üretiminde ve bazı metabolik olaylarda kullanılır. Bu aşamada pankreastan salgılanan insülin hormonunan ihtiyaç vardır. Basit bir anlatımla, insülin hücre duvarında bulunan kapıların açılmasıni ve şekerin hücre içine girmesini sağlar.



endo_5.jpg

İnsülin Tipleri

Diyabeti olamayan bir kişinin her yemek yemesini takiben pankreas, alınan besinin enerji haline dönüşmesini sağlamak için insülin üretir. Kandaki insülin miktarı gün boyunca, yemek ve açlık durumuna bağlı olarak, pek çok kez artar ve azalır. Diyabetli bir kişinin pankreası yeterli miktarda insülin üretemediğinden , kan şekerini dengesini sağlayabilmek için dışarıdan insülin verilmesi gerekmektedir. İnsülin enjeksiyonları diyabeti olmayan bir kişideki normal insülin düzeylerine benzeyecek şekilde yapılmalıdır.

İnsülinler etki sürelerine bağlı olarak kısa etkili insülinler, hızlı etkili insülinler, orta ekili insülinler ve karışım insülinler olmak üzere çeşitli tiplere ayrılır.

İnsülin etkisinin başlamasına, en yüksek düzeye çıkmasına ve sona ermesine kadar geçen süre kişiden kişiye değişiklikler gösterebilir ve doz, insülin türü, enjeksiyon yeri ve enjeksiyon yerinin egzersize katılma derecesi gibi birçok faktörden etkilenir.

Her diyabetlinin insülin ihtiyacı farklıdır.

Hiç yorum yok: